TEL: 0 232 277 0 144
Mithatpaşa Cad
İş Bankası Evleri
Funda Sokak No:4
Balçova / İZMİR

Şunu daha büyük bir haritada görüntüle: Medyatik Fikir Reklam Ajansı
Ulaşım Haritası
E-Posta: info @ medyatikfikir.com
Facebook: medyatikfikir
Twitter: @medyatikfikir
Fikirlerin buluştuğu yer...
Medyatik Fikir Reklam Ajansı
VARLIK METAFORLARIMIZ

VAROLUŞ METAFORUMUZ

Herkesin ve her şeyin kendine dair bir sureti, bir içtenliği ve o anlara adanmış hikayeleri vardır. İşte o hikayelerle yol alırız bizi bekleyen son durağa ve belki de başlangıç noktasına. Bu yolculuk anında bir kar fırtınasının içindeyizdir aslında. Sert ve hiç bitmeden yağan bir kar fırtınasının… Bizimle yön değiştiren, üzerimize üzerimize yağan, karanlık sokaklarımızdan geçen, kalabalık caddelerimizden taşan bir kar fırtınasının… Yolu tamamladığımızda ise, yönü ve zamanı olmayan bu kar fırtınasının içinden geçmiş oluruz. Gerçekten de tüm duyularımızı törpüleyen o kar fırtınasını ardımızda bırakırız.

Ama eğer istersek, kar fırtınasından kurtulmak o kadar da zor olmaz. Gözlerimizi, ağzımızı, kulaklarımızı kapatır sürekli yürüyebiliriz ya da kendimize bir sığınak bulur, saklanır ve fırtınanın geçmesini bekleyebiliriz ya da fırtınanın geldiği yönün tersine doğru kaçabiliriz. Bir şekilde kar fırtınasının içinden geçip yolu tamamlayabiliriz. Oysa gerçek şudur ki; o kar fırtınasından ne kadar süreyle geçtiğimizin bir önemi yoktur, önemli olan nasıl geçtiğimizdir. Eğer fırtınada iz bırakamıyorsak, izimiz biz yürürken hemen siliniyorsa, tüm duyularımızı yitiriyorsak, kendimize bir yön bulamıyorsak ve kendi zamanımızı başlatamıyorsak; kaçıyorsak, saklanıyorsak, fırtınaya doğru yürüyemiyorsak ne anlamı var ki fırtınadan geçip gitmenin… Geriye bir şey bırakmadan, öğrenemeden, anlayamadan, sorgulayamadan, öğretemeden ve üretemeden fırtınayı aştığımızda, geride bize dair bir şeylerin varolmadığını bilmek acı verici değil midir… İki seçenek var karşımızda; ya bu kar fırtınasında bir boşluk gibi sebepsiz ve nedensiz, suya sabuna dokunmadan yaşayacağız ya da fırtınanın içinde, fırtınaya karşı tüm varlığımızla mücadele edeceğiz.    

Medyatik Fikir olarak biz, bu kar fırtınasının tam ortasında varolmayı seçtik. Fırtınaya karşı mücadele etmeyi ve cesaretimizi sınamayı seçtik. Çok zor oluyor ve olmaya devam edecek biliyoruz. Belki bu fırtınada kaybolacağız belki de dişlerimiz sökülecek, ruhumuz parçalanacak ve parçalarımız fırtınada savrulacak. Ama ne olursa olsun küllerimizden doğacağımızı biliyoruz. Çünkü biliyoruz ki; fırtınaya karşı yürüyenler iz bırakır ve biz, fırtınaya karşı iz bırakıyoruz. Her an ve her şekilde kendimizi yeniliyoruz, öğreniyoruz, anlıyoruz ve üretiyoruz. Biz, bizden sonraya bir şey bırakıyoruz. Tüm bunlardan sebep, bu kar fırtınası bıraktığımız izleri yokedemiyor, edemeyecekte. Sadece bizim değil, bizimle birlikte yürüyen sizlerin de izleri hiç silinmeyecek.

Bizim varlığımızın sebebi: bu kar fırtınasında bizimle yürüyenlerin izlerini kalıcı kılmak ve onların varlığını sonsuzluğa taşımaktır! Yönümüz: sonsuzluk vadisi olan, Fikirlerin Buluştu Yer’dir! Zamanımız: Medyatik Fikir zamanıdır.

 

YENİDEN DOĞUŞ METAFORUMUZ

Devasa bir alışveriş merkezinin tam ortasındaydık. Çevremizdeki her şeyin giderek büyüdüğünü görüyorduk. Bu alışveriş merkezinde, her şey çok hızlıydı ve hiçbir şey kalıcı olmamaya başlamıştı. İnsanların ağzından çok fazla söz çıkıyordu ama hepsi, bir toz bulutu gibi hiçliğe karışıp gidiyordu. Her şeyden çok fazla olmaya başlamıştı ve hepsi, birbirinden ayırt edilemeyecek kadar karmaşıktı. Görünürlük kayboluyordu. Hızla akan zaman tüm görüntüleri silikleştiriyordu. Çok sert ve hızlı değişen bu merkezde; en kalıcı isimlerin, eserlerin ve fikirlerin bile artık kalıcılığı kalmamıştı. Yaratıcılık, özgünlük ve estetik bitmişti. Tüm hafızalar siliniyordu. Bu devasa merkez giderek tüm isimleri ve görüntüleri yutuyordu

Bunların hepsinin farkındaydık. Bir şeyler yapılması gerekiyordu ve biz ne yapılması gerektiğini bulmuştuk: Her şeyi görünür yapacak, kalıcı kılacak ve yeniden tasarlayacak; tüm görüntüleri, düşünceleri, fikirleri içine alacak; yeni bir yaratıcılığı, özgünlüğü ve estetiği olacak büyük bir fikre ihtiyaç vardı. Bu büyük fikrin, ne kadar zaman geçse de silinmeyecek bir hafızası olmalıydı ve büyük fikri bulmak hiç de kolay değildi. Bunun için hem cesarete hem de zor bir yolculuğa gerek olduğunu biliyorduk. Bu yolculuğun sonunda yokolmakta vardı, eskisinden daha güç ve daha yeni varolmakta…

Daha fazla zaman kaybetmeden yola koyulduk. Öğrenecek çok şeyimiz vardı ve bu ancak yolda gerçekleşebilirdi. Her durakta, her dönemeçte, her yol ayrımında o kadar çok şey öğrendik, o kadar fazla şey biriktirdik ki hep öğrenecek ve biriktirecek sonsuz bir bilgi derinliğine sahip olduk. Hazırdık artık ve bunu içimizde hissediyorduk. İşte yolculuğumuzun tam bu anında, o son yol ayrımıyla karşı karşıya kaldık. İlk yol asfalt, aydınlık ve güvenilirdi. Yani bu yoldan gittiğimizde başımıza bir şey gelmeyeceği belli oluyordu. Oysa ikinci yol çakıl taşlarıyla dolu, toprak ve karanlık bir yoldu. Bu yol, sık ağaçlarla kaplanmış bir ormanın içine doğru gidiyordu ve bu yolda başımıza her şey gelebilirdi. Karşımızda duran iki yoldan birini seçip devam etmek zorundaydık. Biz, karanlık yolu seçtik. Çünkü bu yolculuğun zor ve korkutucu olduğunu biliyorduk. Ormanın içine ilerledikçe her şey daha da zorlaşıyordu. Birçok kez bataklığa saplanmıştık ve bataklıktan her kurtuluşumuzda ayakkabılarımızın bir tekini bırakmıştık. Artık yalın ve korunmasızdık. Ayaklarımıza çakıl taşları batıyordu, yiyeceklerimiz tükenmişti, böcekler tenlerimizi ısırıyordu ve orman ise durumumuzu daha da zorlaştırıyordu. Etrafımızda kaybolmuş isimleri ve çamura batmış, unutulmuş görüntüleri gördükçe korku bizi esir alıyordu. Yorulmuştuk ve umutsuzluk giderek benliğimizi ele geçiriyordu. Kayboluşun acımasız soluğunu ensemizde hissediyorduk. Ama ne olursa olsun pes etmeyecektik ve pes etmedik. Her zorlukta, güçsüzleşen bacaklarımızı biraz daha ileri bıraktık. İşte sırf bu yüzden… Kaybetmeyi kabullenmemekten, ormanın sonundaki o aydınlık yere vardık. Sanki karanlık yolun ve ormanın şifresi pes etmemekti. Çünkü yol ve orman kaybetmemiz, kaybolmamız için her şeyi yapmışlardı ve biz bunu kabullenmeyince, şifreyi çözmüşçesine, o büyük aydınlık yer bir anda karşımıza çıkmıştı.

Bu yer; tüm fikirlerin buluştuğu, büyük fikrin yeriydi. Kendimizi tamamlamıştık artık. Büyük fikri bulmuştuk. Her şeyi kalıcı ve görünür yapacak güç, yaratıcılık, tasarım ellerimizdeydi. Bu, kolaylıkla cesaret edilemeyecek yolculuğun sonunda kendimizi; sizi görünür kılmak, isimlerinizi kalıcı yapmak ve iz bırakmanızı sağlamak için Medyatik Fikir olarak yeniden ve en başından doğurduk. Kuruluş sloganımız ise, Fikirlerin Buluştuğu Yer… oldu.  Ve artık biz; kalıcılığınızın, görünürlüğünüzün ve sonsuzluğa bırakılan izlerinizin simgesiyiz, siz bizimle yürümeye devam ettikçe… 

 

FELSEFEMİZ

Medyatik Fikir olarak; izinizi bırakmak ve o izinizi kalıcı yapmak için kar fırtınasında cesaretimizle, yaratıcılığımızla ve fikirlerimizle var olduk…

Medyatik Fikir olarak; sizi görünür kılmak, isminizi kalıcı yapmak, size yaratıcılığımızı ve estetik tasarımlarımızı sunmak için, fikirlerin buluştuğu yerde kendimizi yeniden doğurduk…

Ve biz; sizi bir iş olarak değil, sizi bir yaşam biçimi olarak görüyoruz. Sizin bir suretiniz, sizin bir diliniz, sizin bir renginiz, sizin bir müziğiniz, sizin bir yaşamınız var. Sizin isminiz var. Felsefeniz ve sizi siz yapan bir ruhunuz var. Siz, tanınması ve yaşanması gereken bir hayatsınız. Sebebimiz budur ki Medyatik Fikir olarak; sizi tanımak, sizi anlamak, sizin yaşam biçiminizi yansıtmak, sizin isteklerinizi gerçekleştirmek ve sizi en üst noktaya taşımak için varız. Biz; sizi sonsuzluğa taşımak için, sizi görünür kılmak için ve izinizi bırakmak için yaşıyoruz. Bu bizim felsefemizdir… Bizim felsefemiz sizsinizdir… 

/Filtre/
/+Müşteri Bazlı+/
HEPSİ
/+Hizmet Bazlı+/
HEPSİ
İŞLERİMİZ
BİZİMLE YÜRÜYENLER